NEDEN BURADAYIM?

Sağlıklı bir cilde ve parlak saçlara kavuşmanın yollarını öğrenmek, güzellik sırlarımızı paylaşmak, denediğimiz ürünleri ve parfümleri tanıtmak, pratik bakım tarifleri vermek, uygun fiyatlı kozmetik ürünlerine nasıl ulaşabileceğimizi öğrenmek, indirimleri birlikte takip etmek, alış veriş yapalım -olmadı vitrinlere bakalım- diye delirmek, dengeli beslenme önerileri için ben buradayım. Ya siz?..



Bu Blogda Ara

Yükleniyor...

17 Temmuz 2010 Cumartesi

DİKKAT!...HİDROJENE BİTKİSEL YAĞ!

Siz Kıymetli Okurlarım,

Yepyeni ve hayati önem taşıyan bir konuyla daha huzurlarınızdayım...

Alkol mü, sigara mı yoksa HİDROJENE BİTKİSEL YAĞ mı daha zararlıdır, diye sorsam yanıtınız ne olur?

İsterseniz birlikte düşünelim, taşınalım, sağlıklı yaşayalım...

Uzun zamandır ilgilendiğim ve çevremi de mümkün oldukça bilinçlendirmeye çalıştığım bu konuda sizlere şunları aktarabilirim:

Hidrojenize yağlar, sıvı yağların hidrojenle doyurularak katı hale dönüştürülmüş şeklidir. Bu işlem sırasında trans yağ asitleri de oluşur. Bu yolla elde edilen trans yağlar SENTETİKTİR, yani DOĞADA BULUNMAZLAR. Vücudumuz bu sentetik yapıları tanımaz. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki trans yağ asitleri SAĞLIĞA ZARARLIDIR.

Danimarka 2003'te bu yağların kullanımına büyük sınırlandırma getirmiş, bu süreci Kanada ve ABD'nin New York eyaleti izlemiştir.

Harvard Üni. araştırmacıları der ki:

Hidrojenize edilmiş yağ tüketen insanlar hiç tüketmeyen insanlara nisbetle iki misli kalp krizi riskine sahiptirler.

Alkolden de sigaradan da daha kapsamlı zararları vardır:

KORONER KALP HASTALIĞI hem de kesin!
DİYABET
OBEZİTE
KANSER
KISIRLIK
KARACİĞER FONKSİYON BOZUKLUĞU
HÜCRE FONKSİYON BOZUKLUĞU (Zar yapısını bozuyormuş.)
ALZHEİMER
PARKİNSON

Birçok bilimsel araştırma gösteriyor ki trans yağlar anne sütüne de KESİN geçiyor.

İYİ KOLESTEROL SEVİYESİNİ DÜŞÜRÜYOR-HDL
KÖTÜ KOLESTEROL SEVİYESİNİ ARTIRIYOR-LDL
KANDAKİ YAĞ ORANINI YÜKSELTİYOR.

Vücutta özellikle KARIN BÖLGESİ YAĞ BİRİKİMİ VE KİLO ALIMINA SEBEP OLUYOR!!!

O ZAMAN, NE YAPACAĞIZ?

BASİT... YE- ME-YE-CE-ĞİZ! Hazır yiyeceklere hayatımızda daha az yer vereceğiz.

Alışveriş yaparken aldığımız ürünün içeriğini bildiren İÇİNDEKİLER bölümünü mutlaka okuyacağız.

Bazen bu da mümkün olmayabilir; çünkü pastanelerden aldığımız ürünlerde, dışarda yediğimiz yemeklerin içinde ne tür yağlar kullanıldığından haberdar olamıyoruz... O zamaaan, cancağazımız kek mi istedi, verdiğim kek tarifini :) Kullanıp kendimize yağsız kek yapacağız ve böylelikle hidrojenize yağ tehdinin gölgesinden uzak kalacağız. Değil mi benim sağlığına çok önem veren sadık takipçilerim?


NOT: Hidrojenize yağlar, vücudumuz ancak 100 ͦC 'ye ulaşırsa erir!!! Vallahi ben en fazla 38'e ulaşabildim. Var mı artıran?

SAĞLIK DOSTUNUZ SALYANGÖZ!

15 Temmuz 2010 Perşembe

YAĞSIZ KEK YAPALIM MI?













Aaaaaaa!.. Hem sağlıklı beslenmeden söz ediyor, sebze-meyveyi dilinden düşürmüyor hem de kek yapalım mı diyor, deli mi ne!.. Söylediklerinizin hepsini duydum; ama hanımlar, şimdi beni öldürün lakin hakkımı yemeyin. Canınız hiç mi kek istemiyor? Biliyorum, istiyor... Hıhhh işte tam da bu noktada sizlere haftada bir kendinizi ödüllendirebileceğiniz, hazırlarındaki gibi katkı maddesi içermeyen bir lezzet sunmak istiyorum.

BU KEKTE HİİİÇ YAĞ YOK!..

Malzemeler-Yapılışı:

2 yumurta,
3 kahve fincanı esmer şeker,
1 paket kabartma tozu,
2 yemek kaşığı kakao,
1 kahve fincanı süt,
3 kahve fincanı esmer un.

Tüm malzemeler çırpılır. Kıvamını bulan karışım, önceden bir iki damla sıvı yağ ile yağlanmış ve un serpilmiş kek kalıbına dökülür. Üstüne bitter çikolata parçalanır. Kek, fırına verilir... Takriben 20-30 dk'da pişen kek bir su bardağı süt ile hemen ıslatılır. Yanına arzuya göre kaymaklı dondurma ilave edilip servis yapılabilir.

SALYANGÖZ:)

13 Temmuz 2010 Salı

Kabak Çiçeğindeki Şifa!

Bu sempatik çiçeğin de şifa kaynağı olduğunu ifade eden uzmanlar, genetik bozukluklara maruz bırakılmış farelerin diyetine kabak çiçeğinden elde edilen özsuyu dahil etmişler, bunun fareciklerin dertlerine şifa olup olamayacağını araştırmışlar. Sonuç olarak kabak çiçeği özsuyu ile beslenen fareciklerde daha az genetik hasar olduğunu görmüşler.

KABAK ÇİÇEĞİ DOLMASI



Ege kültürü anlatılmaz, yaşanır... Assos'ta bulunduğum şu günlerde Ege'nin tadına doyum olmuyor. Tertemiz maviliği, sıcakkanlı insanı, mest eden kekik kokusuna bir de birbiriyle yarışan tatları eklenirse olup bitecekleri varın siz düşünün.

İşte size Assos'tan harikulade hafif bir lezzet! Kabak çiçeği dolması.

Gerekli Malzemeler:

25-30 adet kabak çiçeği,

3 orta boy soğan,

1 su bardağı pirinç,

Nane,

Tuz,

Karabiber,

1 çay kaşığı tarçın,

1,5 tatlı kaşığı şeker,

1 çay bardağı zeytin yağı.

Yapılışı:

İnce ince doğradığımız soğanları kavurup yıkadığımız pirinci de içine ekleyip kavurma işine devam edelim.1 su bardağı suyu, kendi ölçümüzle tuzu, karabiberi, 1,5 tatlı kaşığı şekeri de katalım harcımıza ve pilav gibi pişirelim karışımımızı. Suyu çekilince nane ve tarçını da kadroya alıp tencerenin kapağını kapayalım,içindeki cevheri demlenmesi için biraz bekletelim...Çiçeklerimizin sapını ve yeşil uzantılarını temizleyelim ve içlerini hazırladığımız harçla dolduralım. İçi dolu çiçeklerin ağzını da yine kendi uzantısıyla nazikçe sarmalayalım. Pişmeye hazır dolmalarımızı tencereye itinayla dizdikten sonra, yarım su bardağı suyu çiçeklerin üstüne gezdirerek dökelim ve yemeğimizi pişmesi için birazcık yalnız bırakalım.

Salyangöz afiyetler diler,parmaklara dikkat edin, der :)

Kozmetik Ürünlerim



Almış olduğum ürünlerin ilki Hawaiian Tropic Ozon Eşsiz Güneş Koruyucu SPF 70 118 ml. Oldukça yoğun bir losyon. Bu haliyle krem denilebilir. Kokusu harika. Kakao yağı içeriyor. Suya dayanıklı. 17 lira.



Aldığım ikinci ürün Hawaiian Tropic Füzyon Karışımı Koyu Bronzlaştırıcı Sprey SPF 4 319 ml. Renkleri göz alıcı ve meyve kokulu. Turuncu kısmı cildi besleyici özellikte, bronzlaştırıcı etkiyi güçlendiriyor, mor kısmı ise koruyucu etkiye sahip. Bu iki faz çalkalanarak birbirine karıştırılıyor ve o şekilde kullanılıyor. 17 lira.



Güneş sonrası kullanmak için Hawaiian Tropic Aloe Güneş Sonrası Nemlendirici 355 ml.’yi tercih ettim. Bu ürün aloe vera ile birlikte kakao yağı içeriyor. Kuru ciltlere ya da güneşten kurumuş ciltlere tavsiye edilir. 13 lira.

Üç ürün toplam 40 lira civarı. Türkiye’de Hawaiian Tropic’in satış fiyatları düşünülürse oldukça uygun almış oluyoruz. Üstelik kargo ücretsiz.

Kuru ciltler için olan Lancome setin fiyatı 140 lira. Seyahat seti olmasına rağmen ürünlerin boyutları makul. Tonik ve temizleyici 125 ml. , krem ise 50 ml.

Lancome Bon Voyage Seyahat Seti (Kuru Ve Çok Kuru Ciltler İçin): Nutrix Royal Krem 50 ml. + Galatee Confort 125 ml. + Confort Tonik 125 ml.



Temizleyiciyi makyaj temizlerken de zaman zaman kullanıyorum. Narin bir temizleyici olduğu için suya dayanıklı makyaj ürünlerinde çok etkili değil.

Ben aldığım zaman set fiyatı 55 liraydı. Şu an sadece içindeki yüz kremi 90 lira. Sitedeki kampanyaları ve indirimleri takip etmek gerek. Sitedeki ürünlerin normal satış fiyatları Türkiye’ye göre çok uygun olmasına rağmen, indirimleri kaçırmamak en iyisi.

Nivea Young serisi kardeşimin yaşı ve cildi için ideal. Tonik ve temizleyici jeli Watsons’tan almıştık. Temizleyici alana tonik bedava şeklinde bir setti.

Kardeşim yüzünü her sabah mutlaka yüz yıkama fırçasıyla yıkıyor. Beraberinde temizleyici bir jel kullanıyor. Fırçanın kılları yüz için üretilmiş. Sivilceleri patlatıp iz kalmasına yol açmıyor ya da yüzü tahriş etmiyor. Okuduğu bir yazıdan edindiği araştırma sonuçlarına göre; yüzü fırçayla yıkamak cildin geç kırışmasını sağlıyormuş. Bu bilgiyi bizimle paylaştığından beri evde hepimizin bir yüz yıkama fırçası var.

“Erkeklerin ciltlerinin kadınlara göre daha geç kırışmasının nedenlerinden biri de traş olurken yüzlerini fırçayla köpürtmeleri. Fırçanın kılları kırışmış cilt yüzeylerini düzleştirmeye ve gerginleştirmeye yarıyor.”

2 sene önceye kadar ergenlik sivilceleriyle başı dertteydi. Dermatologun verdiği ilaçları düzenli kullandıktan sonra şikâyeti kalmadı. Ara ara hala Sivex Losyon’u nemlendirici gibi kullanmaya devam ediyor.

Yağlı ve sivilcelenmeye müsait bir cildi olduğu için Lancome’un jel krem şeklinde bir nemlendiricisini kullanıyor. Oldukça memnun. Kremin fiyatı şu an 66 lira. Biz aldığımız zaman 40 lira civarındaydı.

Lancome Sürekli Nem Takviyesi Sağlayan Nemlendirici Sıvı 50 ml.



Kremin özellikleri:

• Hafif likit jel cildinize yoğun nemlendirme ve rahatlama sağlar.
• Suya dönüşerek cildi anında nemlendiren süper yumuşak yapıya sahiptir.
• Cildin doğal dengesini korumak için sürekli olarak cilde gerekli nem takviyesi yapar.
• Cilt tüm gün boyunca mükemmel bir şekilde nemlendirilmektedir.
• Cildin yumuşak, esnek, taze ve rahatlamış hissedilmesini sağlar.
• Dermatologlar tarafından test edilmiştir.
• Normal ve karma ciltler için uygundur.

Kardeşimin cildindeki sorunlar sadece sivilceyle sınırlı değil. Siyah nokta ve büyük gözenekler de onu rahatsız ediyor. Bunun için Payot Çok Saf Dengeleyici ve Arındırıcı Serum 30 ml. kullanıyor. Kremin fiyatı 120 lira. Bu kremi de kampanyada yakaladık. 55 liraya aldığımızı hatırlıyorum.



Ürünün özellikleri:

• Yağlı ve karma ciltler için yoğunlaştırılmış serum.
• Arındırıcı, detokslayıcı ve dengeleyici özellikler sunar.
• Detoks etkisi veren Yeşil Kahve Özü içerir.
• Arındırıcı ve temizleyici aktif bileşenlerle harmanlanmıştır.
• Fazla sebum üretimini kontrol ederek normalleştirir ve kiri azaltır.
• Berrak, arınmış ve sağlıklı görünümde bir cilt yaratır.
• Kullanımı: Gündüz ve gece temizlenmiş yüze uygulayın.
• T bölgesine, burun, alın ve çeneye yoğunlaşın.
• Günlük bakım programı ile devam edin.

Bununla birlikte kardeşim açık tenli ve kızıl-sarı saçlı olduğu için cildinde lekeler ve çiller var. Bunun için Elizabeth Arden Hassas Leke Tedavisi 9.7 ml. kullanıyor. Ürünün fiyatı 80 lira. İnanılacak gibi değil ama biz 19 liraya almıştık. Hatta bu fiyata bu özellikte serum mu olur dedik ama denemeye değerdi.



Özellikleri:

• Konsantre beyazlatıcı maddelerle formüle edilmiştir.
• Siyah noktaların ve çillerin yoğunluğunu ve boyutlarını azaltır.
• Melanin üretimini düzenleyerek yeni siyah noktaların oluşumunu engeller.
• Olağanüstü titizlik için yuvarlak başlığıyla uygulanır.
• Cildinizi berrak, parlak ve pürüzsüz yapar.
• Dermatolojik testleri yapılmıştır.

Neler Aldım?

Yaz alış verişime öncelikle güneş kremleriyle başladım. Geçen sene aldığım ürünler vardı. Etkilerini yitirmiş olabileceklerini düşünerek geçen sene yaz sonu keşfettiğim kozmetik sitem StrawberryNET Cosmetics’den yeni ürünler sipariş ettim. Bu sene Cilt Kanseri Vakfı’nın onayladığı markalardan biri olduğunu okuduğum Hawaiian Tropic’in ürünlerini aldım.

(“http://www.skincancer.org” adresinden “Seal of Recommendation” başlığı altında onaylı diğer markalara ulaşabilirsiniz.)

Geçen sene Nivea SPF 30, Garnier Ambre Solaire SPF 50 ve Oriflame SPF 10 güneş koruyucularını almıştım. Bu ürünleri sadece plajda değil güneş etkisini hissettirmeye başladığı andan itibaren kullanıyorum. Kışın güneş koruma özellikli el ve yüz kremi tercih ediyorum. Yaşım ilerledikçe güneşin etkilerini gözlerimle görmeye başladım. Eskiden güneş altında saatlerce korumasız yatardım. Piliç gibi kıpkırmızı olurdum ve bu beni mutlu ederdi. Ah kafam ah! Şimdi onlar yüzümde, omuzlarımda, sırtımda benler ve lekeler olarak kendilerine kalıcı yerler edindiler.

Kışın soğuktan, yazın ise güneş ve denizden kuruyan cildim için Lancome’un kuru ciltlere özel temizleyici, tonik ve nemlendiricisini aldım. Üçlü seyahat seti şeklinde satılıyordu. Yine kozmetik ürünlerimin çoğunu aldığım StrawberryNET Cosmetics’den sipariş ettim.

Kardeşimin cildi ise karma, büyük gözenekli ve sivilce sorunu var. Bununla birlikte giderek artan cilt lekeleri ve çilleri var. Ona aldığımız ürünler; Nivea Young’un temizleyici ve toniği, Payot’un gözenek azaltıcı serumu, Elizabeth Arden’in leke giderici serumu, Lancome’un yağlı ciltler için nemlendirici jel kremi. Dermatologun reçeteye yazdığı ve eczaneden aldığımız Sivex Losyon ise kullandığı diğer bir ürün.


12 Temmuz 2010 Pazartesi

Yaza Hazırlık

Tatil için son hazırlıkları yapmaya başladım. Benim için tatil hazırlığı demek alış veriş demek. Yeni giysiler, ayakkabılar, terlikler, güneş ürünleri, yaz parfümleri, plaj havlusu ve çantası demek.

İlk indirimleri başında yakaladım. Önce İstiklal Caddesi, sonra Moda Caddesi ve ardından alış veriş merkezleri… Sırayla hepsini gezdim. Bu sene bütçem çok kısıtlı. O yüzden her gördüğümü değil, gerçekten beğendiğimi ve kullanabileceklerimi almalıyım. Bunun bilincini koruyarak gezdim. Aklım çok şeyde kaldı, yine çok şey aldım ama daha önceki senelerle kıyaslarsak bu sene aldıklarım fazla sayılmaz.

Kadıköy’e taşındıktan sonra pazar kültürü edindim. Düzenli olarak Kadıköy’ün Tarihi Salı Pazarı’na ve aynı yerde kurulan ama daha küçük olan Cuma Pazarı’na gidiyorum. Kadıköy Belediyesi Hasanpaşa civarında bu pazarlar için yeni bir yer yaptı. Artık pazarlar yeni yerine taşındı. İyi mi oldu derseniz, bilmiyorum. Trafik yoğunluğu yaratması nedeniyle eski yerleri birçok kişiye sıkıntı veriyordu. Fakat eski kurulduğu yerle yeni kurulduğu yerde sergilenen ürünlerin kalitesini karşılaştırırsak arada dağlar kadar fark var. Daha önceleri pazara gittiğiniz zaman ürünlerin kalitesi, çeşitliliği mağazaları aratmıyordu. Şimdi aynı kaliteyi koruyan sadece birkaç tezgâh kaldı. Yine de gitmeye değer. Stres atmak için gidiyorum çoğu zaman.

Salyangöz arkadaşımda kaldığım zaman da Erenköy Pazarı’na gitmiştim. Küçük ama çok kaliteli bir pazar. Gidip görmeye değer. Yeşillikler çok taze. Tam Salyangöz'ün ağzına göre... Giysi ve ayakkabı bölümü de orijinal bir butik havasını taşıyor. Birlikte alış veriş yaptığınız insanların sosyal ve ekonomik durumları pazarın havasını değiştiren en önemli unsur.

Pazarlarda ilk ilgimi çeken parça kumaşlar oldu. O kadar güzel kumaşlar var ki! Alsam ne işe yarayacak? Hiç! Dikiş mi biliyorum? Ama aldım mı? Evet, aldım. Daha sonra küçük elektrikli bir dikiş makinesi de aldım. Henüz ortaya elle tutulur bir ürün koyamadım. Çalışmalarım devam ediyor.

Pazardan söz açılmışken Manisa’nın Perşembe Pazarı da görülmeye değer pazarlardan. Üşenmedim kışın Manisa’ya gittiğimde uğradım. Gezdim, tozdum, alış veriş yaptım. Ucuz ve çeşitlilik çok. Pazarcıları İstanbul’un pazarcılarına göre çok daha anlayışlı ve kibarlar. Sanırım bu bile gitmek için yeterli bir neden!..

Yaz alış verişi derken söz pazarlardan açıldı ve devam ediyor. Yaz alış verişimin çoğunu pazardan yaptım çünkü. Yarın salı ve Foça’nın Salı Pazarı var. Çok küçük bir pazar. Manisalı bir pazarcının tezgâhını çok beğeniyorum. La Senza’nın ürünlerini satıyor. Bütün pijamalarımı oradan alıyorum. Gayet memnunum. Bu sene ilk kez gideceğim. Neler var merak ediyorum. Önceki aldıklarımın fotoğraflarını ve yarın alacaklarımı sonraki yazılarımda sizlerle paylaşacağım.

Devamı: NELER ALDIM?

8 Temmuz 2010 Perşembe

Ruşeymli Ekmek

Buğday ruşeymi, tanenin filizlendiği bölgedir. Muhteviyatında yüksek miktarda A, E ve B1 vitamini, lesitin, esansiyel yağ asitleri ve proteinler ile minerallerden çinko, manganez ve krom bulunmaktadır. Döllenmeden sonra oluşan tohumda bitki embriyosu ile beraber besin deposu bulunur. Embriyo, bitkinin küçük bir kopyasını içinde barındırır. Besin deposu ise, bitki kendi besinini üretebilecek hale gelene kadar embriyonun büyümesini sağlayacaktır.

Döllenmeden sonra tohum oluşurken bitki türüne göre nişasta ve protein ile birlikte şeker ve yağ da tohumla birlikte besin olarak depolanır. Nişasta tohum için gerekli olan enerji kaynağını sağlar. Depolanmış proteinler de bitki açısından önemli olan diğer proteinleri inşa etmek için embriyonun ihtiyaç duyacağı aminoasitleri sağlayacaktır. Buğdaydaki toplam proteinin yaklaşık % 8’ini içeren ruşeymin protein miktarı % 30 civarındadır.

Buğday ruşeymi tüm tanenin % 2-3’ünü oluşturur ve gıdalarda, kozmetikte aranan bir üründür. Gıda kullanımına uygun olan ruşeym oranı en fazla % 0,5’tir. Geleneksel bir değirmen sisteminde ruşeym, kepek azaltma pasajlarında elde edilir.

İçinde vücut için gerekli besin öğelerinin bir çoğunu yüksek miktarda içeren buğday ruşeymi, değerli bir maddedir. Bu maddenin % 15 oranında ekmeğe ilave edilmesi ile besin değeri yüksek, oldukça lezzetli ve iç yapısı homojen bir ekmek elde edilmiştir. Bu ekmeğin yeni bir çeşit ekmek olarak piyasaya sunulması, yeterli ve dengeli beslenme konusunda tüketiciye bir katkı olmuştur.

İçindekiler:

Buğday unu, içme suyu, ruşeym, kepek, gluten, ekmek hamur mayası, gıda sanayi tuzu, sirke, ekmek katkı maddesi [Emülgatör (mono ve digliseridlerin diasetil tartarik asit esterleri), şeker, enzim (fungal hemiselülaz, fungal alfa amilaz), antioksidan (askorbik asit)] ve koruyucu (kalsiyum propiyonat).

100 gr. Ruşeymli Ekmek'in Besin Değeri:

Enerji 224 kcal
Protein 9,5 gr.
Toplam Yağ 1,85 gr.
Diyet Lif 6,9 gr.
Karbonhidrat 42 gr.

Doğanın Altın Sırrı Ruşeym Neye Yarar?

  • Vücudumuzun bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Kanserin önlenmesinde destekleyici rol oynar.
  • Yaşlanmayı geciktirir.
  • Hücre zararının dayanıklılığını artırır.
  • Doğal E vitamini ve folik asit kaynağı olduğu için cildi güzelleştirir, kırışıklıkları giderir.
  • Sinir sistemi hastalıklarının iyileşmesinde olumlu etki gösterir.
  • Gözde katarakt oluşumunu geciktirir.
  • Kısırlık tedavisinde etkin olarak kullanılır.
  • Kansızlığı önler.
  • Yorgunluk ve halsizliği giderir.
  • Doğal afrodizyak özelliğe sahiptir.
  • Koroner kalp hastalığı riskini azaltır.
  • Kanı sulandırıcı etkisi vardır.
  • Şeker hastalarında damar tıkanıklarının önlenmesine yardımcı olur.
  • Yemek pişirirken baharat ve ek vitamin yerine kullanılabilir.
  • Sindirim sistemini düzenler, lifli olması sebebiyle tuvalette rahat etmeniz için size en büyük destektir.

Buğday Hakkında Bilmemiz Gerekenler

Üstüne tıklayarak büyük halini görebilirsiniz. (Resim alıntıdır.)

Ruşeym Nedir?

Sevgili Salyangöz’ün “Kabız mıyız? Çözeriz…” yazısını okurken “ruşeym” kelimesi dikkatimi çekti. İlk kez duyuyorum. Nedir bilmiyorum. Yenir mi, içilir mi? Kendimi kötü hissettim. Hemen araştırdım ve şimdi sizlerle paylaşıyorum:

Buğdayın una dönüştürülmesi sırasında 1 tonundan yalnızca 1 kg elde edilebiliyor. Buğday taneciğinin en tepesindeki “embriyo” olarak bilinen doğal E vitamini, buğdayın kalbi ve hayat kaynağıdır. Bu madde, tohumun üremesini ve çimlenmesini sağlıyor. Vitamin E, folik asit, fosfor, çinko, demir ve magnezyum gibi birçok besin kaynağı içeriyor. Dünyada “wheat germ” olarak biliniyor. Ülkemizde ise yeni yeni tanınmaya başlandı. Özellikle Halk Ekmek’in çıkardığı “Ruşeymli Ekmek” çeşidiyle sofralarımızda yerini aldı. Marketlerde 250 gramlık paketler halinde ortalama 5 liradan satışa sunulmuş. Sadece ekmeklerde değil, tüm yemeklerde ve hamur işlerinde kullanılabiliyor. Çorbaların üzerine baharat gibi serpilebiliyor. Yoğurt ya da sütle karıştırılıp sade olarak yenilebiliyor. Meyve salatalarına eklenebiliyor. Her yaş için tüketilmesi tavsiye ediliyor. Yakın zamanda vitamin tabletleri halinde üretilmesi planlanıyor.

UZMANLAR UYARIYOR!

ÇÖLYAK HASTALARI VE LİF TÜKETİMİNDE SAKINCA BULUNANLAR KESİNLİKLE YEMEMELİ!

7 Temmuz 2010 Çarşamba

KABIZ MIYIZ?.. ÇÖZERİZ!..

Merhabalar yurdumun her şeyi içine atıp saklayan insanları :) Bir zamanlar ben de sizin gibi biriktirdiklerimle sıkıntılı bir yaşam sürerken son iki haftadır üstümden ağııır bir yükü atıp bahtiyaaaaar bir yaşam sürmekteyim. Şimdi sıkı durun. Mutluluk förmülüm kapınızı çalmak üzere!..

TÜM İHTİŞAMIYLA KARŞINIZDA SABAH KAHVALTIM!!!

Savulun! Biberlerim, domateslerim, zeytinim, tuzsuz peynirim geliyor. Savulun! Yeşil çayım, balım da onlara eşlik ediyor...

Kahvaltı, gün içindeki en hatırı sayılır öğündür kanaatimce; hatta uzmanların da bu konuda benimle hemfikir olduklarını -Kabul, biraz ukalalık ettim, hemfikir olan benim- belirtmeden geçmem yanlış olur.

Durum böyleyken yaşamımızda bu kadar önem taşıyan kahvaltıyı es geçmek hiç de akıllıca olmasa gerek. O zaman, günün ilk öğününe hak ettiği değeri vermek için ne duruyoruz?

Lütfen önden buyrun!..

Domatesleri ben yıkarım, siz biberleri yıkarsanız sevinirim. Salatalıkları da unutmayalım. Dört tuzsuz sele zeytin, kibrit kutusu kadar tuzsuz -Ben tel peynir tercih ediyorum, siz istediğiniz türü seçebilirsiniz, tuzsuz ya da az tuzlu olmak koşuluyla- peynir, bir yemek kaşığı zeytin yağı, sirke, limon ve nar ekşisini de tezgahımıza sıralayalım.

Siz şu kaseye domatesleri, biberleri, salatalığı doğrarken ben de peyniri aynı kaseye doğrayıp dört zeytini de içine atayım. Zeytin yağını, sirkeyi, biraz limon ve nar ekşisini de ekleyip masaya götüreyim... Siz de bu arada bardak başına bir çay kaşığı yeşil çayı çaydanlığa atıp demler misiniz? Ben de yumurtamızı haşlayayım... Kayısı kıvamındaki protein deposu yumurtalar nihayet haşlandı... Sofraya balı götürmeyi de unutmayın olur mu?... Hepimize ikişer dilim tam tahıl ya da cevizli ve ya ruşeymli ekmeği de sepete koyup sofraya koyduk mu mmmhhh deymeyin keyfimize!..

İki haftadır aynı şeyi yapıyorum ve kahvaltıdan takriben bir saat sonra rahatlamanın doruğundayım :) Sizlere de tavsiye eder,kuş gibim hafif günler dilerim.

SALYANGÖZ İŞ BAŞINDA :)

Yeni Kozmetik Markamız: DORE

Evde Manikür Nasıl Yapılır?

Önce eski ojelerimizi çıkarmalıyız. Oje çıkarıcıyı tırnak etlerine bulaştırılmadan pamuk yardımıyla sadece tırnak yüzeyine uygulamalıyız.

Tırnaklarımız çok uzamışsa tırnak makası ile kısaltmalıyız. Kestiğimiz tırnaklarımızı törpü ile şekillendirmeliyiz.

Tırnak etlerine yumuşatıcı bir krem sürüp ılık suda bekletelim. Gerekirse suya limon suyu ve zeytinyağı koyabiliriz. Hazır satılan manikür pedikür tozları var. Bunlardan da faydalanabiliriz.

Tırnak etlerimiz yumuşayınca onları tırnak eti itici ile tırnak yüzeyine zarar vermeden geriye itelim.

Bazı kişilerin tırnak bakımı için bu yeterli olabiliyor. Eğer tırnak etleriniz çok fazla birikmişse geriye ittiğimiz bu ölü derileri keselim. Bunu yaparken manikür makası kullanalım ve tırnak diplerine zarar vermeyelim.

Son olarak ellerimize mikrop kırıcı bir madde sürelim ve manikürümüzü tamamlayalım.

Oje sürmek istiyorsak tırnak yüzeyinde yağlı bir tabaka olmaması gerekir. Bu tabakadan arındırdığımız tırnaklarımıza seçtiğimiz bir renk ojeyi taşırmadan sürelim.

Oje kuruduktan sonra ellerimize nemlendirici bir krem sürüp keyifle arkamıza yaslanalım.

6 Temmuz 2010 Salı

Tulum Modası

Bu sene tulumlar çok moda. Her anımızda kullanabileceğimiz çeşitleri var. Gece dışarı çıkarken, plaja giderken, işe giderken, günlük hayatımızda giyip çıkabileceğimiz oldukça pratik bir giysi. Altına hem sandalet hem de platform topuk bir ayakkabı rahatlıkla kullanılabiliyor. Moda olmasına rağmen alış verişe çıktığım zaman istediğim modelleri bulamadım. Dikiş bilen birinin istediği modeli çok kolay dikebileceğini düşünüyorum. Ben deneyeceğim. Sonucu sizlere bildireceğim. İnternetten bulduğum modelleri sizlerle paylaşmak istiyorum.


Sass & Bide
This Isn't An Artform jumpsuit
€507.15



Chloé
Silk-chiffon culottes jumpsuit
€1,871



Juicy Couture
Terrycloth jumpsuit
€155.65



Juicy Couture
Strapless terrycloth jumpsuit
€105.44



Tara Matthews
Beaded jersey jumpsuit
€286.21



Tory Burch
Gail silk jersey jumpsuit
€361.53



Theory
Lifestyle Rosemarie silk jumpsuit
€326.39



immermann
Chelsea scallop jumpsuit
€205.87



Tara Matthews
Printed silk jumpsuit
€282.17



Theory
Artist Check wool playsuit
€260

İşe Giderken Ne Giyelim? 5

Cuma:

Philosophy di Alberta Ferretti
Twist-front crepe dress
€280

Marni
Sequined shoulder bag
€513.04

Jimmy Choo
Mabel feather-embellished leather sandals
€895









İşe Giderken Ne Giyelim? 4

Perşembe:

Paul & Joe
Petitpot ruffled dress
€360

Anya Hindmarch
Luce patent-leather clutch
€280

Miu Miu
Patent-leather pumps
€321.36

Juicy Couture
Embellished chain-link bracelet
€143.65









5 Temmuz 2010 Pazartesi

İşe Giderken Ne Giyelim? 3

Çarşamba:

D & G
Satin pencil skirt
€202

D & G
Printed silk-chiffon blouse
€298









İşe Giderken Ne Giyelim? 2

İşe giderken ne giyeceğimiz çoğu zaman sorun olur. Plansız hareket edersek, önceden ne giyeceğimizi düşünmezsek kısıtlı zamanda giyinmek kabusa dönüşebilir.

Şık bir ofiste çalışıyorsak, işe giderken toplu taşıma araçlarında çile çekmeyeceksek işte size önerilerim:

Salı:

Michael Kors
Bouclé-crepe shift dress
€728

Christian Louboutin
Volnay 140 python sandals
€1.065

Oscar de la Renta
22-karat gold-plated cuff
€305









Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...